bcp

BAĞIMSIZ CUMHURİYET PARTİSİ 2022 YILI ULUSAL BİLDİRİSİDİR…

Yeni dünya düzeni kurulma aşamasında ortaya çıkan gelişmeler ve değişmeler, yaşam şeklimizi de çiziyor. Ve eğer yaşam tarzımızı dünyadaki gelişmeler belirliyorsa -ki öyle- insanlığın buna kayıtsız kalması olanaksız. Yeniliklerin ve değişimlerin insanlığı ne yönde etkileyeceği çok bilinmeyenli bir denklem görüntüsü verse de her şey bizi olması gerekene doğru sürüklüyor. Bu eksende baslayan yeni insan tipi yaratma projesi sürerken diğer taraftan da akıl ve bilim yolunda ilerlemesi gereken bir süreç var.

Dünya nüfusu her saniye 3 kişi artarken, kaynakların azalması egemen güçlerin hedeflerini dünya hakları üzerinden hesaplaşmaya vardırmaları insanlığı yeni gelişme ve devrimlerin hangi amaçla kimin yararına kullanacağı sorusuna odaklıyor. İste tam da bu noktada, üretim araçlarının kimlere ait olduğu olgusu karşımıza çıkıyor. Ve bu bağlamda, dünyadaki olay ve döngüleri incelediğimizde de, ortalama her yüzyılda bir büyük değişimlerin meydana geldiğini ve üretim araçlarının ve üretim araçlarının sahip olduğu güçlerin değistiğini görüyoruz. Özellikle 4. sanayi devrimi ve biyoteknolojik devrimin ilan edilmesiyle yüz yıllık bu süreç, daha da kısaldı. Buna çok fazla örnekler gösterilebilir ancak olayların felsefik kısmının devletleri ve toplumları ne yönde etkileyeceği ve değiştireceği konusu, yani son dönemlerde gündemimizi belirleyen blokzincir ve bioteknolojik devrimde sermayenin ve üretim araçlarının özel mülkiyetinin kimlere ait olacağı ve dolayısıyla ekonomi ve hukuk kurallarının üretim araçlarına bağlı olarak nasıl düzenleneceği belirleyici olacaktır bu kıstasta. Ve tabi ki oluşacak belirsizliklerin nasıl çözüme kavuşturulacağı da.

Emperyalizm, 2020 yılında Covid-19 salgınını dünyaya yayarak, yeni dünya düzeni oluşturma yolunda attığı adımlara insanlığı adapte etme çalışmalarına girişti ve bunda da başarılı oldu. Ve buna paralel olarak, bu salgına odaklanan dünya toplumları, ABD’nin kendi şirketleri aracılığıyla ortaya koyduğu ve normalleşen tekelci anlayışını kabullendi. Neredeyse geçim sıkıntısı bile ikinci planı düştü. Çünkü insanların artık tek sorunu vardı, bu salgına yakalanmamak ve ölmemek. Böylece salgın süreciyle Çinli şirketleri ABD ve Avrupa’da dısarı atan emperyalizm, Bitcoin madencilik rekabetiyle de Çin ve Shanghay birliği ülkelerine de ağır darbe vurmuş oldu. 26 Haziran 2021’de temeli atılan Kanal İstanbul Projesi de İstanbul’u finans başkenti yapacak ve ABD’nin Büyük Ortadoğu ve Büyük Asya projesinin başlangıcı olacaktı. Lozan ve Montrö anlasmaları da devre dışı bırakılacaktı. Döviz kurları hızla yükseltilerek, dolara bağlı olarak gelen zamlarla halk daha da fakirlestirilecekti. Enflasyon ve işsizlik yükseltilerek, stagflasyonlara zemin hazırlandı. İşsiz ve fakir bırakılan halklar, yeni dünya düzeninin getirdiği sistemi mecbur kabul edecekti ve öyle de oldu.

Teknoloji ve ekonomide Çin’e yenik düsen ABD, NATO’nun sınırlarını doğuya doğru genisletmek için kendine yeni hedefler koydu. Diğer taraftan da Avrasya mütabakatını tüm dünyaya duyurmuştu Putin ve xi Jinping… Putin’in “Biz savaş istemiyoruz ama kapımıza dayanırsanız sessiz kalmayız” söylemi, NATO’nun Ukrayna’yı ele geçirme çabaları sonucunda Rusya’nın Ukrayna’ya savaş açması ile gerçek anlamını buldu. Aslında bu yeni bir şey değildi. 2014’te Donetsk ve Lugansk bağımsızlığını ilan ettiğinden beri NATO, bu çabalarını sürdürüyordu. Adolf Hitler bile Ukrayna topraklarının kontrolünü ele geçirme girişiminde ezici bir yenilgiye uğramış ve bu da sonunda ikinci dünya savasını kaybetmesine yol acmıstı. 2014’ten bu yana, ABD’nin yönlendirdiği neo-Naziler, Kırım ve Donbass’ta binlerce kisinin ölmesine, on binlerce insanın evinden olmasına neden olmustu. Ukrayna, şimdi de ABD’nin yönlendirdiği neo-Nazilerin gölgesindedir. Kırım ve Donbass’ta binlerce insan katledilmektedir ve bundan neo-Naziler dolayısıyla ABD sorumludur. 2019’dan beri devam eden Covid salgını nedeniyle alınan sıkı önlemler, Rusya-Ukrayna savaşından sonra hızla kaldırılmaya baslandı. Çünkü artık insanları yeni dünya düzenine adapte etmek için salgına gerek kalmamıştı çünkü dikkatler bu savaşta toplanmıstı.

Türkiye Cumhuriyeti vatandasları olarak bu karmaşadan sıyrılmanın çözüm yollarını bulmak tek hedefimizdir. 1924 kurucu anayasamızda belirtilen Türkiye Cumhuriyeti sistemine sahip çıkmak Türkiye’yi emperyalizmden kurtarmanın tek yoludur.

Saflar NET

Ya ihanet ya da Cumhuriyet!..

www.bcp.org.tr

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.