AÇILIM POLİTİKASININ İFLASI

Yazdır

 

AKP iktidarına “Kürt Açılımı” politikasıyla terör sorununun çözülebileceği ,bunun içinde bu terörist faliyette bulunanlarla diyalog yolunun seçilmesi telkin edildi. AKP iktidarı öncesi bu yolu telkin edenler , Mehmet Ağar vasıtasıyla ,”Düz ovada siyaset yapma” çağrısı ile kamuoyuna taşındı. Türkiyede ayrılıkçı terörü bir halk hareketine dönüştürmek isteyenlerin dayatması ,demokratik temsili kazanmaları ve bu şekilde yaşadışı terör falaliyetlerine yasal mücadele yolu açma çabaları idi. Aslında bu açılımın başlangıcıydı. Burdan kolayca şunu çıkarabiliriz:Emniyet kökenli siyasetçiler ve emniyet üst düzey yöneticileri,terör sorununun, teröristlerin demokratik yollara davet edilmesi ile yok olacağına inandırılmışlardı. Bu inandırma çabalarını elbette yurt içi kaynaklardan olması mümkün değildi. Yada Emniyet teşkilatının böyle bir teorik yaklaşımı kendiliğinden oluşturması mümkün değildi. Bunun iki nedeni vardır: Birincisi halk hareketine dönüştürülmek istenen PKK terörü,yanı ayaklanma harakatına dönüştürülmek istenen PKK terörü aslında askeri ve sivil stratejilerin birlikte kullanılması ile çözülecek bir olaydı ve bunun bilgi birikimi , akedemik çalışması bu güne kadar TSK da toplanmıştı. İkincisi, 1984 yılından AKP iktidarı dönemine kadar terörle mücadelenin asli unsuru TSK olmuştur. Dolayısıyla fiziki mücadele unsurlarını TSK taşımaktadır.

TSK’nın bu konudaki yaklaşımı ise çok net olarak belliydi:”terörle müzakere olmaz” Bu sadece TSK nın değil,gelişmiş dünya devletlerinin tümünün yaklaşımıdır.Bu yaklaşım,genel yaklaşım dışında Türkiye ve bölgemizin özel şartlarından kaynaklanan bir gerekliliktir.Bu nedenle terörle mücadelenin silaha dayalıkısmını TSK nın yürütmesi gerekliliktir.Emniyetin kırsal alanda terörle mücadele birikimi ve PKK terörüne stratejik yaklaşımı henüz olgunlaşmış değildir.Terörle mücadele hareketinin kenarında olan bir kurumun bu olgunlaşmayı dört dörtlük gerçekleştirmesi de mümkün değildir.Çünkü her strateji hareket içinde olgunlaşır.Üstelik bu hareket tüm dünyaca kabul gördüğü gibi bir iç emniyet unsurları hareketi değil,askeri bir harekettir.Bunun için düşük yoğunluklu savaş denildi ama asıl adı olan " ayaklanmayı bastırma harekatı" taktik yaklaşım olarak dillendirilmedi.Bu nedenle,yerli ve gerçekçi bir çözüm isteniyorsa, “Kürt Açılımı” adı ile bir çözümün  çıkması mümkün değildir.

Kürt açılımı politikası ile, etnik milliyetçiliği esas almış bir terör örgütü ve onun uzantısı muhatap alınırken,bu etnik kimliğe sahip vatandaşların konumu,duruşu ve devletten beklentisi çok fazla sorgulanmadı.Bu terör örgütünün bölgesel ve küresel etki alanları değerlendirilmedi. Zaten bu açılımı öneren bürokratların bunu değerlendirecek yetenekleri ve tecrübeleri de yoktu.

PKK küresel etki alanına sahip istihbarat teşkilatları ile kol kola yürüyen,siyasi öncelikleri değil, tetikçiliği ön plana çıkmış bir örgüttür.Barzani ve Talabani ile,İsrail ile,Yunanistan ile,Ermenistan ve Türkiye ile problemi olan ne kadar ülke varsa,Ortadoğu ve Kafkaslarla ilgilenen ne kadar ülke varsa, bunlarla temasa girmiş bir örgüttür. Bu haliyle uluslarasılaşmış bir örgüt görünümüne girse de,ipini gevşeten ve geren bölgesel hakimiyete söz sahibi olan güçlerdir. Yani bize PKK nın muhatap alınması gerektiğini öğütleyen güçler.Kendilerinin bu konumunu gizlemek için PKK nın çok merkezli bir yapısı olduğu ve kontrol edilemez olduğu imajını çizmeye çalışmaktadırlar.Malesef devleti yönetenlerde bu yalanla halkı oyalamaktadır.

Bu nedenle, terörü bitirmek için ne PKK ile nede onun siyasi uzantısı BDP ile uzlaşma yolu aramak faydasızdır.İpleri başkasının güdümünde olan bir grupla uzlaşılmaz.Üstelik hangi konuda ne için uzalaşacaksınız? Bu konuda her devletin olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti Devletinin de milli stratejisi olmalıdır.PKK ile mücadele sürecinde olgunlaşmaya başlamış olan milli politikalar geliştirilerek sürdürülmelidir. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bunu başarmaya  gücü ve yeteneği vardır.

PKK tetikçiliği ile 30 yıldır ülkemizde yapılmak istenen hala başarılmış değildir.Bunda Kürt vatandaşlarımızın ve halkımızın engin sağduyusunun etkisi vardır.Henüz vakit çok geç değildir. Önümüze konulmak istenen resmi görmemiz yeterlidir.

Küresel güçler bizi ne Balkanlar'da nede Ortadoğu da söz sahibi yapmayacaktır.Ne Halifelik şanını verecektir ne de ekonomik olanaklarını sunacaktır.Etiyopya’da,Somali’de, Afganistan’da,Irak’ta, Mısır’da olduğu gibi Türkiye’yi de etnik ve dinsel sıcak çatışma ortamına sürükleyecektir.Sonu gelmez potansiyel düşmanlıklar,uzlaşmaz keskin ayrılıklar oluşturulacaktır,bu düşmanlıklar birbiri ile mücadeleye düştüğünde artık vakit çok geç olacaktır.İstenen SÜREKLİ GERGİNLİK ortamıdır.Küresel sermayenin İslam ülkelerindeki yeni sömürü politikaları uzun zamandır budur.Bu nedenledir ki her türlü etnik açılımın arkasında küresel güçler ve arkasında bu hain niyet vardır.

Ramazan Bayramı içinde Şemdinli’de PKK-BDP buluşması ve ardından Gaziantep’deki bombalı saldırı ve devam eden terör hareketleri,AKP hükümetinin “Kürt Açılımı “ politikaları ile meydanı ne kadar boş bıraktığını göz önüne sermektedir. PKK'nın siyasi kanadına verilen tavizlerin ne kadar anlamsız olduğunu bir kez daha göstermektedir. BOP projesinin desteğinde bir siyasi iktidar yine onun desteğindeki bir terör örgütü ile köşeye sıkıştırılma çabası içindedir. “Kürt Açılımı” PKK ya ülke içinde zemin açma açılımına dönüşmüştür. PKK terörü ise siyasi iktidardan istenen tavizlerin silahına dönüşmüştür.AKP iktidarı bunu görmek zorundadır.

A. Turan GÜNEŞ

D U Y U R U L A R

BASIN AÇIKLAMALARI

 

E T K İ N L İ K L E R

B A S I N D A   B C P

 
Copyright © 2012 Bağımsız Cumhuriyet Partisi ---- AÇILIM POLİTİKASININ İFLASI. Site Tasarımı : Bilgivesevgi Web Tasarım Hizmetleri
Template Joomla 1.7 by Wordpress themes free