Mış Gibi Kutlayış...

Yazdır
CUMHURİYET ilanının doksanıncı yıldönümü resmi bayram olarak kutlandı.

Resmi bayramlarda genellikle olduğu gibi dün de tatildi; hatta bir bakıma çoğumuz için daha önceki Kurban Bayramı tatiline eklenir gibi olduğu için yaz ya da bahar günlerinin güneşli tatil havasını aratmayan bir yanı da oldu şu son günlerin. Ama hep birlikte itiraf edelim ki, sinsi ve içten içe keyif kaçırıcı bir niteliği vardı bu bayramın: Aslında bir “milli” bayram olmasına karşın pek öyle kutlanmadı. Hatta başka türlü kutlamalarla 90 yıllık bir Cumhuriyet dönemiyle bu halka ve bu ülkeye kazandırılanları ikinci plana itici bir hava estirilmişti.

Nelerdi bu önemli kazançlar?

En başta millet kavramı. Hem de önüne “Türk” sıfatını koyarak.

Çünkü Cumhuriyetin ilk anayasası Türkiye devletine vatandaşlık bağıyla bağlanmış olanların “Türk sayılacağını” söylüyordu. Dolayısıyla milletin adı Türk milletidir.

Bu kavram dolayısıyla vatandaşların eşitliği ve etnik köken konusunun hukuk düzenini değiştirici bir unsur olmadığı ortaya konmuştur.

Vatandaşların Türkler ve Kürtler olarak ayrılması hem anayasaya da aykırıydı, şimdi de aykırı. Böyle bir ayrımı anayasa kabul etmiyor.

Böyle bir ayrımın bulunmaması Türk vatandaşlarının etnik kökenlerinin inkâr edileceği anlamına gelmiyor, tam tersine o kökenden gelen kültür değerlerinin ya da özgürlüklerin korunmasını devlet için bir ödev durumuna getiriyordu.

Bu birinci ve en önemli kazanç. İkinci kazanç, anayasalarımız ile getirilen bazı niteliklerin değiştirilemezliği belirlenmiştir. Böyle bir hüküm, iddia edildiğinin aksine, zorlayıcı bir engel değil, rejimin cumhuriyetçi kalması için bir engel sayılmalıdır.

Aynı şeyi, bir başka noktada da görüyoruz.

Cumhuriyet ve Cumhuriyeti kuranlar için ileri sürülen çürük bir iddia söz konusu. Çünkü devlet anayasayla getirilen hükümlerle bir hukuk devleti olmak zorundadır. Dolayısıyla hak kavramının anlamı ve nelerin özgürlük sayılacağı konusu anayasanın temel kurallarıyla belirlenmiştir ve Mustafa Kemal başta olmak üzere Cumhuriyeti kuranların ve Cumhuriyet anayasalarının bir çeşit diktatörlük getirdiğini ileri sürmek bir safsatadan
ibarettir. Tam tersine Cumhuriyetçi anayasa düzeni özgürlüğe dayalı bir yaşama ortamı oluşturmaya yöneliktir.
 
Mümtaz SOYSAL
 
30 Ekim 2013 - Cumhuriyet

 

D U Y U R U L A R

BASIN AÇIKLAMALARI

 

E T K İ N L İ K L E R

B A S I N D A   B C P

 
Copyright © 2012 Bağımsız Cumhuriyet Partisi ---- Mış Gibi Kutlayış.... Site Tasarımı : Bilgivesevgi Web Tasarım Hizmetleri
Template Joomla 1.7 by Wordpress themes free